Amacınız ne?

Geçekten merak ediyorum, amacınız nedir? Bulunduğunuz çalışma ortamlarında tecrübelerinizle beraber birçok eksiklik görüyorsunuz ve bu eksikler hakikaten de çalışmaları yavaşlatıyor, moral bozuyor, kırgınlıklara ve psikolojik sorunlara yol açıyor. Düzelmesi için önce samimi olduğunuz kendisine güvendiğiniz mesai arkadaşlarınızla paylaşıyor, sonrasında güçlü bir destek bulduğunuza inanırsanız yetkili mercilere ulaştırıyorsunuz. Buraya kadar aslında her şey gayet normal ve insanoğlunun yaşam biçimine ve genelde de hayata bakış açısına uygun. Olması gerektiğine inandığınız hale gelmesi için çaba sarf ettiğiniz tüm bu olumsuzluklar ortadan kaldırılmadığında ya da görmezden gelindiğinde kendinizi değersiz hissedip bu değeri bulabilmek için arkadaşlarınızla konuşmaya, tartışmaya en sonunda belki anlaşılabilmek belki de kendinizi bu şekilde daha iyi ifade ettiğinize inandığınız için dedikoduya başlıyorsunuz. Bunu ahlaki olarak doğru bulmasam da insan egosunun varlığına inandığım için bunun olmasına çok da hayretle bakmıyor, yadırgamıyor ve yargılamıyorum.

Yazının başlığını koyduğum “Amacınız ne? sorusu buraya kadar olanlarla alakalı değil.

Bu düşünce ve davranış biçimlerini sergileyenlerin bir gün idareci olduğunda, kendisine davranıldığı şekilde davranması, sorunları görmezden gelmesi, çalışanları umursamaması, “Benden önce de böyleydi zaten ben mi düzelteceğim ne gerek var kendimi yormaya, sıkıntıya girmeye.” diyerek, düşüncesini, aklını ve kalbini yanlış olduğuna inandığı o yöneticilerin davranış biçimine hapsetmesi, onlar gibi davranması ve sıradanlaşması… Bu gerçekten de çok kötü bir durum. Görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavıyla idareci olanların bir kısmı bu yazıdan hoşlanmayacak ve belki de bir kısmı “Ne alaka?” diyeceklerdir ama ben yine de arkadaşlarımın seslerine kulak verip, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığında olan, adil olmayan, işine geldiğinde mevzuat deyip işine gelmediğinde hukuka aykırı davranan herkesi bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da uyarmaya devam edeceğim. Ne haddine diyenler mutlaka olacaktır, varsın olsunlar.

Biz bazı şeyleri içimize atmaktan vazgeçip seslendirmeye başlarsak, umuyorum ki birileri de hayata geçirmek için mücadele edecektir. Konuyu kapsamlı şekilde sayfalarca yazabilirdim ama biliyorum ki yorucu mesaisi olan, aldığı paranın hakkını fazlasıyla veren siz çalışanlar o kadar yorgunsunuz ki, eminim kısa ve öz olan şeyler duymak istiyorsunuz. Siz derken yanlış anlaşılmasın, aynı geminin yolcularıyız, biz, siz; siz, biz.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!